SAĞLIKTA BİLGİ KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI

SAĞLIKTA BİLGİ KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE SAĞLIK OKURYAZARLIĞI

Prof. Dr. Mustafa Necmi İLHAN
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İş ve Meslek Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı

SASAM Enstitüsü Sağlık Politikalar Direktörü

Dünyada ve ülkemizde sağlık alanı demografik ve teknolojik gelişmelerden en çok etkilenen alanların başında yer almaktadır. Daha geçtiğimiz yüzyılda bulaşıcı hastalıklar, bebek ölümleri, anne ölümleri, kazalar, su ve gıda sağlanması sağlık alanının temel konuları iken; refah düzeyi düşük ülkelerde sıralanan sorunlar devam etmekle birlikte, dünyanın büyük bir bölümünde de bulaşıcı hastalıkların kontrol edilmesi, giderek gelişen tıbbi tanı ve tedavi olanakları, bilgiye erişimin kolaylaşması ile insan ömrü giderek artmıştır.
Bu durum, yaşam süresi arttıkça insidansı artan, üstelik erken tanı ve uygun tedavi ile toplumda giderek prevalansı yükselen sağlık sorunlarını gündeme getirmiştir. Bunun yanında çocukluk ve gençlik döneminde ortaya çıkan sağlık sorunları değişmekle birlikte halen varlığını da sürdürmektedir. Örneğin geçmişte bulaşıcı hastalıklar ve beslenme yetersizliklerine bağlı daha çok yenidoğan sonrası bebek ölümleri daha sık görülürken, bugün doğumsal anomalilere bağlı bebek ölümleri ve yenidoğan ölümlerinin önlenmesi daha çok gündemdedir. Kanser, Diyabet, Kalp Hastalıkları gibi sağlık sorunları geliştirilen tarama programları ile erken tanınmakta, kişiler kanseri, diyabeti, hipertansiyonu ile uzun süre yaşayabilmekte, çoğu zaman bu hastalıkları nedeniyle değil, bu hastalıkları ile birlikte ölmektedirler.
Kuşkusuz tüm bu olumlu gelişmeler, sağlığın korunması, geliştirilmesi, bireylerin
bilinçli sağlık davranışlarında bulunmaları ile olanaklı olmaktadır.
Doğru sağlık bilgisine erişim ve erişilen bilgiyi anlayabilmek bugün hemen tüm toplum kesimleri için önemli bir konudur. Doğru sağlık bilgisi ve erişim yöntemlerine analizin ilerleyen bölümlerinde pek çok farklı uzman tarafından ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Günümüzde sağlık sistemini ve hizmetleri anlayabilmek hizmeti kullananlar için
oldukça güçtür. Toplumun sağlık sorunları ve hizmetle ilgili olarak bilgilenmeleri,
sorumluluklarını, haklarını, bilmeleri ve de karar vermeleri beklenmektedir. Tüm bu süreçler ise ancak yeterli bir sağlık okuryazarlığı olduğunda gerçekleştirilebilir.
Sağlık okuryazarlığı bireyin sağlığını koruyucu, geliştirici hizmetler ve bozulan
sağlığını iyileştirici biçimde temel sağlık bilgilerini ve hizmetlerini edinebilme,
yorumlayabilme, kullanabilme kapasitesidir. Düşük sağlık okuryazarlığının sağlık
hizmetlerini anlayabilmede ve kullanabilmedeki olumsuz etkisi bugün tüm dünyada kabul edilmektedir. 2014 yılında Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) tarafından yapılan “Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırması” toplumun yaklaşık 2/3’ünün sağlık okuryazarlığının yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Bir başka ifade ile yaklaşık 35 milyon insanımız sağlıkla ilgili bilgileri anlama ve yorumlama konusunda güçlük yaşamaktadır.
Teknolojiye erişimin bu denli çoğaldığı ülkemizde bireyler sağlıkları hatta hastalıkları konusunda görsel medya, sosyal medya ve internet kaynaklarından her gün farklı bilgilere erişmekte, sağlığa etki yapabilecek, gıda, tarım, beslenme, konularında bilgiye ulaşmaya çalışmaktadırlar. Ancak ulaşılan bilginin doğruluk ve geçerliliği, güncelliği yeterli sağlık okuryazarlığına sahip olamadığımız için gerçek anlamda değerlendirilememektedir. Medyatik/Medyada çok görünen kimi kişilerin, kimi web sitelerinin ve sosyal medya unsurlarının iyi niyetli de olsa yanlış, yetersiz, yersiz bilgi aktarımları gerek sağlıklı bireyler, gerekse hasta olan bireyler için pek çok yeni sağlık sorununa neden olmaktadır.
Bu yıl Sağlık Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi Enstitüsünce (SASAM Enstitüsü) düzenlenen Halk Sağlığı Günlerinin ana panellerinden birisi olan “Sağlıkta Bilgi Kirliliği” Sağlık Bakanlığın Yöneticileri ile Sağlıktan, Tarıma, İnternete, Medyaya akademisyen ve uzmanların katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Panelde de tartışıldığı üzere sağlıkta bilgi kirliliğini önlemenin yolu en başta sağlık okuryazarlığının artırılması, toplumun bilinçlenerek bilinçli sağlık davranışları içerisinde olmasıdır. Bunun yanında Sağlık Bakanlığınca çıkartılan
“Ekrana Çıkan Hekimlere Uzmanlık Alanında ve Kanıta Dayalı Konuşma ve İmza Koşulu” da oldukça yerinde bir uygulamadır. Tüm bu koruyucu uygulamalara rağmen toplumu yönlendirmeye çalışanlara yaptırım uygulanması ise tartışılması ve yol alınması gereken bir konudur.
Gerek sağlık okuryazarlığının artırılmasında, gerekse sağlıkta bilgi kirliliğinin
önlenmesinde başta kamu olmak üzere bu alanda çalışan akademisyenler, uzmanlar ve sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile ülkemizde önemli mesafeler almak olanaklıdır.